Druckbutton anzeigen?

 

 

Islamiyet
Islam, arapça bir kelimedir. Kökü baris anlamina gelen „Se-le-me“ kelimesine dayanir. Sözlükte itaat etme, boyun egme anlamina gelir. Herhangi bir zorlama olmaksizin gönülden ve içtenlikle Allah'a itaat etmek, teslim olmak emir ve yasaklarina kayitsiz ve sartsiz boyun egmek demektir. 

Islam, yüce Allah'in son peygamberi Hz. Muhammed'e vahiy yoluyla bildirdigi onunda insanlara ulastidigi en son ve mükemmel dindir. Islam dinini kabul eden ve uyan kisiye Müslüman denir.
Dinimizde Ahlak

Islâm Dini kadar güzel ahlaka önem veren bir baska din veya düsünce sistemi göstermek mümkün degildir. Öyleki Peygamber Efendimiz "Islâm, güzel ahlâktir" buyurmustur. Hz. Peygamberin güzel ahlâka tesvik eden bir çok güzel sözü vardir.

 

"Mü’minlerin îmanca en kamil olani, ahlâki en güzel olanidir" "Içinizden en çok sevdiklerim ve kiyamet gününde bana en yakin olanlariniz, ahlaki en güzel olanlarinizdir" hadisleri bunlardan sadece ikisidir. Kur’an-i Kerim’de adalet, ahde vefa, affetme, alçak gönüllülük, ana-babaya itaat, sevgi, kardeslik, baris, güvenirlilik, dogruluk, birlik, beraberlik, iyilik, ihsan, iffet, cömertlik, merhamet, müsamaha, tatli dilli olma, güler yüzlülük, temiz kalplilik gibi güzel ahlâki hasletlere tesvik eden ve zulüm, haksizlik, riya, haset, giybet, çirkin sözlülük, asik suratlilik, cimrilik, bencillik, kiskançlik, kibir, kin, kötü zan, israf, bozgunculuk... gibi kötü hasletlerden nehyeden pek çok âyetin yer almasi, Kur’an’da ahlaka ne kadar önem verildiginin bir göstergesidir.

 

Peygamber Efendimizin güzel ahlaka tesvik eden ve kötü hasletlerden nehyeden hadisleri ise neredeyse bir kitap olusturacak kadardir. O sadece bu sözleri söylemekle kalmamis, güzel ahlaki bizzat yasayarak insanlara örnek olmus ve ögretmistir.

 

Bu yüzden O’nun ahlaki, Islâm ahlakinin en güzel tatbikatini olusturmaktadir. Iste bu sebeple burada peygamberimiz Hz. Muhammed’in güzel ahlakindan az da olsa sözetmek istiyoruz. Çünkü O gerçekten en güzel örnektir:

 

Peygamber Efendimiz güler yüzlü, nazik tabiatli, ince ve hassas ruhlu idi. Kati yürekli, sert ve kirici degildi. Agzindan sert ve kaba hiçbir söz çikmazdi. Baskalarini tenkit etmez, kimsenin ayibini yüzüne vurmazdi. Yanlis ve hoslanmadigi bir davranis görürse "içinizden bazi kimseler, söyle söyle yapiyorlar..." seklinde, bu davranislari yapanlarin kim olduklarini belli etmeden ve hiç kimseyi kirmadan yanlisi ve hatalari düzeltirdi.

 

Kimsenin sözünü kesmez, konusmasi bitinceye kadar dinlerdi. Tartismayi sevmez, sözü gereginden çok uzatmazdi. Kendini ilgilendirmeyen seylerle mesgul olmaz, kimsenin gizli hallerini arastirmazdi. Allah’a hürmetsizlik olmadikça, sahsina yapilan kötülükleri, ne kadar büyük olursa olsun, bagislar, eline imkan geçince öç almayi düsünmezdi.

 

Son derece iffet ve haya sahibiydi. Bütün insanlari esit tutar, zengin fakir, efendi-köle, büyük-kücük ayrimi yapmazdi. Her bakimdan kendisine güvenilirdi. Verdigi sözü mutlaka zamaninda yerine getirirdi. Dürüstlükten ayrildigi, saka bile olsa yalan söyledigi hiç görülmemistir.

 

Herkesin dürüst olmasini isterdi. "Dogruluktan ayrilmayiniz, çünkü dogruluk, iyilik ve hayra götürür. Iyilik ve hayirda, kisiyi Cennete ulastirir. Kisi dogru söyleyip dogrulugu aradikça, Allah katinda siddiklar zümresine yazilir. Yalan sözden ve yalanciliktan sakininiz; Çünkü yalan insani kötülüge sevkeder. Kötülükde kisiyi Cehennem’e götürür. Insan yalan söylemege ve yalan aramaga devam ede ede, Allah katinda nihayet yalancilardan yazilir" buyurmustur.

 

Bütün islerini tam bir düzen ve nizam içinde yapardi. Namaz ve ibadet vakitleri, uyku ve istirahat için ayirdigi saatler, misafir ve ziyaretçilerini kabul edecegi hep belliydi. Vaktini bosa geçirmez, her anini faydali bir isle degerlendirirdi.

 

Peygamber Efendimizin bizzat yasayarak, uygulayarak çizdigi bu ahlaki tablo, hiç süphesiz Islâm ahlaki hakkinda bir fikir vermektedir.

Islamin Sartlari
1. Oruc tutmak, Ramazan ayinda oruc tutmak 
2. Namaz kilmak, bes vakit namaz kilmak 
3. Hac, kudreti yeterse ömründe bir kere Mekke'ye giderek Hac yapmak 
4. Zekat, her sene zengin olanin malindan zekatini vermesi 
5. Kelime-i Sahadet, Eshedü en la ilahe illalah ve eshedü enne Muhammeden.....abdühü ve resülüh 

Manasi: Bilerek ve inanrarak söylerimki: Allah'tan baska ilah yoktur, ve yine bilerek ve inanarak söylerimki: Hz. Muhammed Allah'in kulu ve resülü, elçisi, peygamberidir.
Imanin Sartlari
Imanin sözlük anlami dogrulamak tasdik etmek bir seye tereddütsüz ve kesin olarak yürekten inanmak anlamina gelir. 

1. Allah'a inanmak, Allah'in varligina ve birligine inanmak, esi ve benzerinin olmadigina inamak. Her seyi bildigini, herseyi gördügünü, her seyi isittigini, duydugunu, her seye gücünün yettigini, her seyi yaratanin O olduguna inanmak. 

2. Meleklerine inanmak, her müslüman inanir ve iman eder ki: Allah'in melekleri vardir. Onlar hiç günah islemezler, Allah'in bütün emirlerini yerine getirir, gece gündüz Allah'a ibadet ederler. Meleklerin en büyükleri Cebrail, Azrail, Mikail ve Israfil'dir. Meleklerin sayisini ancak Allah bilir. Her melegin ayri ayri vazifesi vardir. Bazileri insanlarin yaptigi iylikleri kötülükleri yazarlar. Meleklerin varligini peygamberler ve ilahi kitaplar haber vermektedir. Bu sebeple onlari inkar etmek , Peygamberleri inkar etmek gibidir. 

3. Kitaplarina inanmak, Allahü Teala insanlara dogru yolu göstermek ve insanlarin dünya ve ahiret saadetine erebilmeleri için peygamberden bazilarina büyük kitaplar, bazilarina suhuf (sahifeler) göndermistir. Allah'in 4 büyük kitabi ve 100 suhuf (sahifeler) vardir. 

Dört büyük kitabi: Tevrat, Musa peygambere, Zebur, Davud peygambere, Incil, Isa peygambere ve Kuran-i Kerim bizim peygamberimiz Hz. Muhammed'e gönderilmistir. 

4. Peygamberlerine inanmak, yüce Allah, insanlara kendi içlerinden seçtigi son derece yetkin insanlar araciligiyla dinini bildirmistir. Bu kimselere "peygamber" denir ki Allah ile kullari arasinda bir elçi demektir. Ilk Peygamber Hz. Adem son Peygamber Hz. Muhammed dir. Bu ikisinin arasinda pek çok peygamber gelip geçmistir. Sayilarini Allah'tan baska kimse bilmez. Bunlardan bir kisminin adi Kuranda geçmektedir. 

5. Ahiret gününe inanmak, Allah'tan baska hiç bir varlik kadim ve ezeli degildir. Hepsi de Allah'in yaratmasiyla sonradan meydana gelmistir. Sonradan yaratilan seylerin bir de sonu vardir. Çünkü Allah'tan baska hiç bir sey ebedi ve baki degildir. Dünyaninda sonunun gelip düzeninin alt üst olmasindan yani kiyametin kopmasindan sonra Allah'in emriyle bütün canlilar tekrar diriltilecektir. Buna öldükten sonra tekrar dirilme denir. Insanlarin dünyada yaptiklari seylerden sorguya çekilecek, hakli haksiz ayirt edilecek, kimin kimde hakki varsa alinacak, herkes dünyada yaptigi iyilik ve kötülügün karsiligini mutlaka görecektir. Iste bütün bunlara inanmak da iman esaslarindandir. 

6. Kadere ve hayir ve serrin Allah'dan geldigine inanmak, Kader, Allah'in, ezelden ebede kadar olacak her seyi en ince ayrintilariyla bilip takdir etmesidir.Allah kullarina hayrida serride serbestçe seçebilecegi bir irade vermistir. Insan iyiligi veya kötülügü kendi seçer. Onun seçtigini de Allah yaratir. Ancak, Allah, kulunun kötülügü seçmesine razi degildir. Bu yüzden kullar kendi seçimlerine göre karsilik göreceklerdir. Iste, hayir ve ser her seyin Allah'in yaratmasiyla meydana gelmesinin anlami budur. Buna da inanmak iman esaslarindandir.
Oruc Ibadeti
Oruç ibadeti Islam’in bes temel esasindan biridir. Oruç; Allah’in rizasini kazanmak için ibadet maksadiyla gün boyu yemekten, içmekten, nefsi arzulardan uzak durmak suretiyle yerine getirilen bir ibadettir. Her seyin bir zekati oldugu gibi, bedenin zekati da oruçtur. Kul, zekat ile malini temizledigi gibi, oruç ile de gönlünü ve ruhunu kirleten bazi kötü düsüncelerden arinir. 

Oruç: Yüce Allah’in bizlere ihsan ettigi sayisiz nimetlere karsilik O’na sükranlarimizi arz etmektir. Orucun Islamiyet’ten önceki ilahi dinlerde de vardir. Ergenlik çagina gelmis her Müslüman’a farzdir. Oruç insanlari dünyada kötülüklerden sakindiran, ahirette de cehennem azabindan koruyan ve günahlarin bagislanmasina vesile olan bir ibadettir. Oruç tutan maddi ve manevi bakimdan huzura kavusur. Oruçtan beklenen manevi hazzi alabilmek için sadece midesine degil, bütün organlarina oruç tutturmalidir. Insan, nefsinin asiri isteklerine karsi koyabilmeli, öfkesini yenebilmeli ve bütün organlarina oruç tutturabilmelidir. Baskalarina zarar vermekten, etrafindaki insanlari huzursuz etmekten kaçinmali, herkesle iyi geçinmelidir" Oruç, iradeleri merhametle esitir ve özgürlestirir. Iftar cömertlili, ikrami ve paylasmayi ögretir. Teravih, ibadetin nese ve coskusunu bütün topluma yayar. Sahur, hayir ve bereketin ne oldugunu gösterir. 

Eger ibadetlerimizin ahlakimiza, sosyal yasantimiza önemli bir tesiri yoksa dini yasantimizda bir kusurumuz var demektir. Oruç’da bir ibadet olarak sadece günün belli vakitlerinde yemeden içmeden uzak durmak degildir. Oruç; yaratilisi icabi aceleci olan insana sabri ögretir. Bitmek bilmeyen arzu ve isteklerine karsi, nefsi terbiye eder, insani günah, islemeye yönelten özelliklerini kontrol altinda tutmasini saglar. 

Oruç insana, kendisinin disinda diger insanlarin da halini hatirlatarak, onu iylige sevkeder. Cenab-i Hak oruç ile, insanda bu ahlakî degisikliklerin olmasini ister. Yoksa Allah(c.c.)’in bizim aç kalmamiza ihtiyaci yoktur. 

Oruç ibadetini sadece, imsaktan iftar vaktine kadar yemekten, içmekten ve nefsi arzulardan bir müddet uzaklasmak olarak düsünmeyelim. Oruçtan asil maksat bunlar degildir. 

Orucun Faydalari
oruc, ahlakimizi güzellestirir, 
oruc, kötülüklerden korur, 
oruc, merhamet dugularini gelistirir, 
oruc, yoksul insanlara yardim elini uzatmayi ögretir, 
oruc, sagligi korur, 
oruc, insana sabirli olmayi gösterir, 
oruc, nimetlerin kadrini ögretir.